Kadir Temiz-Pekin / Dünya Bülteni
Çin'deki müslümanlar ile Çinli müslümanlar ayrı iki kavram olarak anlaşılmalıdır. Çünkü Cin'de Kazak, Uygur, Hui vs. gibi çok sayıda azınlık müslüman grup mevcut. Resmi rakamlara göre müslümanların toplam nüfusu 20 milyondur. Ancak Cin'in en önemli şehirlerine ufak bir gezi düzenleyen herkes karşılaştığı beyaz takkeli Çinliler ve cami sayısına bakarak bu rakamın pek te doğru olmadığını görebilir. Cin'deki müslümanlar arasında gerek kültürel gerek coğrafı olarak bize en yakın olan Uygurlar ise sadece müslüman oluşları ile değil dil ve kültürel farklılıkları ile de kendilerini kolaylıkla fark ettirebilirler.
Uygur nüfusun çoğunluğu Sincan özerk bölgesinde yaşasa da ekonomik sorunlar her birini büyük şehirlerde ekmek parası telaşına kaptırmış durumda. Bu sebeple Çin'in iç kesimlerinde yaşayan Uygurlar kendi dini ve kültürel özelliklerini çok fazla yaşatma imkanına sahip değiller. Bu sorunun çözümü ise Hui ve Uygurların ortak bir dini mirası kardeşçe paylaşmaları ve ortak bir duruş sergilemelerinden geçse de şimdilik ne siyasi gündem ne de kendi içlerindeki sorunlar buna izin vermiyor.
2006 yılında Kaşgar'da Idgah Camii'nde kıldığım bayram namazında gördüğüm samimi ve misafirperver Uygur insani beni Pekin'de de aynı özellikleri ile karşılamıştı. Her ne kadar şartları kötü de olsa var olma çaba ve azimleri hiç sönmeyen Uygurlar Çin'in büyükşehirlerinde de ufak işporta tezgahlarından kendi tabirleri ile kas taşı pazarlamasına kadar bir çok farklı iste çalışıyorlar.
Çinli Müslümanlar
Çinli müslüman arkadaşlarımla muhabbet ederken Çinli müslümanların bu kadar kendine özgü oluşunu ve diğer Çinliler'den farklı oluşunu anlayamıyorum demiştim. O da bana aradaki farkın önceleri sadece islam olduğunu ama komünist dönemle beraber bir de azınlık statüsü verildiğini söyledi. Böylece farklılıklar bir misli daha arttırılmıştı. Kültür devrimi sürecinde var olan otorite ile gerginlik dışında Çinli müslümanların devletle çok büyük sorunları yok gibi duruyor. Özellikle Uygurlar ile aralarında bulunan husumetin mümin kardeşler arasında olmaması gerektiğini söylediğimizde de "Hui" olmak birden bire "Han" olmakla özdeş olabiliyor.
Devlet'in var olan 56 küçük azınlık grubuna kültürel özne ve farklılıkların bir arada yaşaması düşüncesi ile baktığı bir dönemde yaşıyor Çinli müslümanlar. Halı ile mevcut durumları islami yaşamak ile var olmak arasında çatışıp duruyor. Onlar da bazen var olmak adına dini, bazen dinleri adına varlıklarından taviz vererek yaşamaya devam ediyorlar. Devlet ile varolan uzlaşma Hui'lerin uzun dönemli sosyal iyileştirmelere ihtiyaç duydukları gerçeğini gizlemeye yetmiyor. Bugün bir çok müslüman mahallenin ve kişinin ekonomik olarak çok rahat bir durumda olmadığını görüyoruz. Ancak Cin'in kalkınmasının uzun dönemde kendilerinin de çıkarına olacağı Çinli müslümanların ortak düşüncesi.
Müslümanların Kurban Bayramı
Soğuk bir kış günü Kurban Bayramı (Gu Er Bang Jie) Niu Jie camii'nın avlusunda Hui'si Uygur'u Pakistanlışı, Türk'u ile yine aynı kelimeleri akla getiriyor. Müslümanlar bir başka coğrafyada, belki çok uzak bir kültürün içinde ama paylaşacak bir şeyler bulabiliyorlar. Gözlerinin çekikliği ve renginin koyuluğunun hiç bir önemi olmadan Çinli bir İmam'in o sıcak, biraz hatalı ama sevecen Arapça telaffuzu ile kılınan Bayram Namazı müslümanları bir araya getiren en önemli ibadetlerden biri olarak görülüyor burada da.
Hem Idgah'da kıldığım bayram namazı hem de Niu Jie'de kıldığım namaz birbirinden farklı tatlar bıraktılar bende. Her ne kadar buralarda kılınan namazın tadı farklı olsa da, okunan Kuran'in ve dua edilen Allah'in birliği bize müslümanların aslında birbirinden ne kadar uzakta da olsa bütün ümmetin bir parçası olduğu izlenimi veriyor. Allah'a açılan eller mekan tanımadan zamanın birliği ile ortak bir andan ve noktadan Allah'a ulaşıyor. Cin'de Müslümanların Kurban telaşı çocuğuyla yaşlısıyla hem bir ibadet bilinci hem de bir varlık bilincini tamamlayan bir eyleme dönüşüveriyor Pekin'de…
İlgili haber: Çin'de İslam ve Kurban Bayramı-I